ANASAYFA
   POLİTİKA
   GÜNCEL
   DÜNYADAN
   ATATÜRK
   TEKNOLOJİ
   SİZDEN GELENLER
   GÜNÜN SÖZÜ
   DOSYALAR
   KURTULUŞ SAVAŞI
   ASKER POSTASI
   KIBRIS HABERLERİ
   RUM BASININDAN
   ASKER ŞİİRLERİ
   KÜLTÜR-SANAT
   KİTAP TANITIMI
   DUVAR KAĞITLARI
   MARŞLAR
   GÜNÜN SÖZÜ
   GAZETELER
   PPS SUNULAR
   MİZAH
 
GÜNÜN SÖZÜ
 Bir Devlet Soyuluyor
 Gerçek Şu Ki!..
 Farkında Olmalı İnsan...
 Büyük Sözlerle Konuşanların İç Dünyaları
 Hala Sizinleyse!...
VİDEOLAR
 Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları - 1944
 KIBRISTA RUM VAHŞETİ
 Vatikan'da Ölmek İstiyorum
 Türkiye'den Büyüleyici Görüntüler
 Gaz Odaları
 Biz Cumhuriyeti Böyle Kurduk
 SABAH BASTI GECEYİ

Linkler
  GENELKURMAY
  ANITKABİR TURU
  ANITKABİR
  HARP AKADEMİLERİ
  JANDARMA GN. KOM.
  Güvenlik Kuvvetleri
  TÜRK YILDIZLARI
  ASKER ALMA D.
  TOPLUMSAL TV
  GAZİLER DERNEĞİ
  RESMİ GAZETE
  ANAYASA MAHK.
  YARGITAY
  TÜRK DİL KURUMU
  TUBİTAK
  ZİRAAT BANKASI
  MERKEZ BANKASI
  VAKIF BANK
  HALKBANK
  TÜRKİYE İŞ BANKASI
  TCDD
  TÜRK HAVA YOLLARI
  OTELLER REHBERİ
  TÜRK TELEKOM
  HAVA DURUMU
  118 TELEKOM
  MİLLİ PİYANGO
  GÜMRÜKLER
  İDO HRKT SAATLERİ
  TRAFİK CEZA PUANI
  İSKİ FATURA SORG.
  PASAPORT İŞL.
  İGDAŞ FAT. SORGU
  VERGİ NUMARASI
  KİMLİK SORGULAMA
  İETT HAT SAATLERİ
  NÖBETÇİ ECZANELER

 Son Aşamaya Yaklaşıyoruz

...Türk Ordusu'na Endonezya modeli uygulamaya konuldu. "Bülent Arınç'a suikast" bahanesiyle Özel Kuvvetler Komutanlığı Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında aramalar yapıldı.2. Böylece Amerika, Türk Ordusu'na karşı...


1. Türk Ordusu'na Endonezya modeli uygulamaya konuldu.

"Bülent Arınç'a suikast" bahanesiyle Özel Kuvvetler Komutanlığı Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında aramalar yapıldı.

2. Böylece Amerika, Türk Ordusu'na karşı Endonezya modelini uygulamaya koydu.

Bu uygulama ile Türk Ordusu'na yapılan operasyon "psikolojik savaş" aşamasından "eylemli çökertme" aşamasına geçmiştir.

"Suikast" soruşturmasına dayanak yapılan ihbar numarasının 1230606 oluşu, ihbarın Amerika'dan yapıldığını gösteriyor.

Endonezya modeli nedir? Geçmiş senelerde Amerika "komünizmle mücadele" bahanesi ile Endonezya Özel Kuvvetlerine çeşitli kirli operasyonlar yaptırmıştı.

Amerika, yeterli delil biriktirdikten sonra, bu operasyonları bire bin katarak Endonezya'daki Amerikancı basın vasıtasıyla piyasaya sürdü. Endonezya Ordusu'nun direnci kırıldı.
Peki, Amerika'nın amacı neydi? 
Endonezya'nın da bir bölücülük sorunu vardı. Doğu Timor'daki bölücüler, Endonezya'dan ayrılmak istiyorlardı. 
Amerika'da gayet tabii Doğu Timor bölücülerini destekliyordu. Aynen bizde PKK'yı
desteklediği gibi. 
Endonezya Ordusu'nun bölücülerle mücadele azmini kırmak için, itibarını sıfıra indirmek
gerekiyordu. 
Gerçekten de, itibarı sıfırlanmış olan ordu, bölücü eylemlere müdahale edemedi. 
2000 yılında Doğu Timor, bağımsızlığını ilan etti. 
Türkiye'de nasıl uygulanacak? Şimdi aynı plan Türkiye'de uygulanmak isteniyor: 
Ordumuzun itibarı sıfırlanacak, Doğu'da ilerde meydana gelecek olan bir isyana
müdahale edemeyecek ve bölge "Kürdistan"  adıyla Türkiye'den ayrılacak. 
Belki de hakim kozmik odalarda "Doğu'daki muhtemel ayaklanmaya karşı ordunun ne gibi önlemler alacağı"na ait bilgilere ulaşmak istiyor? 
Bu  bilgiler ABD ve PKK'ya ulaştırılacak. Ona göre hareket edecekler. 
Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) kısa tarihi
İlk kurulduğu zaman adı "Seferberlik Tetkik Kurulu" idi. (STK) 
Türkiye'nin 1951'de NATO'ya girmesinin bir sonucu olarak 1952 yılında ordu bünyesinde
kuruldu. NATO'ya giren tüm ülkelerde benzer örgütler kurulmuştu.

Bu örgütler sayesinde ABD, üye ülkeleri NATO aracılığıyla denetim altında tutacaktı. Giderlerini ABD’nin karşıladığı bu örgütler, NATO'nun gizli örgütü olan Süper-NATO'nun (yani Gladyo'nun) denetimi altında idiler.
Türkiye'deki örgütün çekirdek kadrosunu Kore'den dönen ve Gayri Nizami Harp stratejisini öğrenmiş olan subaylar oluşturdu.
Kurulun gizli görevi, Türkiye'de Amerika karşıtı bir rejim değişikliğini engellemekti.
Aynen diğer NATO ülkelerinde olduğu gibi.

Ama STK'nın görünürdeki amacının "Sovyet istilasına uğrayan bölgelerde direnişi
örgütlemek"
olduğu söyleniyordu.. 
Plana  göre, yurt çapında çeşitli yerlere silah gömülecek,  istila anında önceden belirlenmiş kişiler bu silahları çıkararak direniş başlatacaklardı.
Bunun için, topluma sürekli "Sovyet tehdidi" propagandası yapılıyordu.
CIA  ve Adnan Menderes hükümeti arasında imzalanan 1959 tarihli bir anlaşmada, "Gizli Ordu"nun  "rejime karşı iç ayaklanma durumunda" harekete geçirileceği belirtiliyordu.
Seferberlik Tetkik Kurulu'nun ismi 1965 yılında Özel Harp Dairesi oldu. (ÖHD)  Daire, ABD'nin kontrolünde uzun yıllar Kontrgerilla (Gladyo) olarak hizmet verdi. Daire'nin resmi varlığı, 1974  yılında Genelkurmay Başkanı Semih Sancar'ın 
Başbakan Ecevit'ten "acil bir ihtiyaç için" para istemesiyle ortaya çıktı. 
Ancak yapının varlığı 12 Mart'ta işkence gören solcularca zaten öğrenilmişti! . Özel Harp Dairesi ve Kontrgerilla varlığını 12 Eylül öncesi  ve sonrasında da tüm ağırlığıyla sürdürdü.
Bu süre içinde faili meçhul cinayetler, 1 Mayıs 1977, Maraş, Çorum türünden provokasyon ve katliamlar, Kültür Sarayı sabotajı, Sirkeci, Yeşilköy  bombalamaları, Ecevit’e suikast girişimi, devrimcileri  işkenceli sorgulamalardan geçirmeler; yurtsever  aydınların suikastlerle öldürülmeleri hep bu örgüt  tarafından gerçekleştirildi. 
Çünkü TSK, böyle yapmakla Sovyetlere karşı Türkiye'nin bağımsızlığını savunduğuna
ve ABD'nin stratejik müttefikimiz olduğuna inandırılmıştı. 
NATO eğitimlerinden geçen Türk subaylarının beyni  yıkanmıştı. Onlar ABD'nin her dediğinin çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda şartlandırılmışlardı. Ancak 1980'lerin sonuna doğru TSK içinde, ABD'nin stratejik hedefleri konusunda fikir  değişiklikleri oluşmaya başladı. 1986 yılında ABD, şimdilerde uygulatmaya çalıştığı  "Türkiye himayesinden Kürdistan Planı"nı Evren  ve Özal'ın oluruyla Türk Ordusu'na da
dayatmıştı. 
Plan,  Genelkurmay Başkanı Org. Nejdet Üruğ'un sert direnciyle karşılaştı ve engellendi.  Daha sonra, ABD emrinde Kuzey Irak'a girme planına karşı  çıkan Org. Torumtay istifa etti, plan suya düştü. 
Komutanlar, Amerika'nın Türkiye'yi  bölmeyi amaçlayan planlar yaptığını ve bu planları
Türk ordusu eliyle uygulamaya koymak istediğini anladılar. 
İşte bu süreçte, 1990 yılında Org.  Doğan Güreş döneminde Özel Harp Dairesi,
Özel Kuvvetler Komutanlığı'na  (ÖKK) dönüştürüldü, 1992'de de personeli yeniden
yapılandırıldı. 
Bu sadece bir isim değişikliği değil, ABD  ilişkilerinin sorgulandığı sürecin de somut bir
sonucuydu. 
Öyle  ki; Özel Kuvvetler Komutanlığı ile Daire ABD ve  Gladyo'nun sultasından çıkarıldı! 
ABD  görevlileri Org. Karadayı döneminde ÖKK binasından çıkarıldılar. 
NATO ve ABD ilişkileriyle, ABD parasıyla, ABD eğitimiyle milletine karşı oluşturulmuş olan bir  yapı, artık Milli Kuvvet haline dönüştürülmüştü. 
Bundan dolayı ÖKK, ABD'nin hedefi haline geldi!
Özel Kuvvetler Komutanlığı, Türk Ordusu'nun Kuzey Irak cephesindeki gücü olarak ABD ile  karşı karşıya geldi ve ABD tehdidine karşı uyanışın  Ordu'daki öncüsü oldu.
1994 yılı Ağustos ayında Org. İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay Başkanı oldu.
1995  Mart'ında da Türk Ordusu, Kuzey Irak'a girdi.
Türk birlikleri, Çelik Harekâtı'yla ABD'nin egemenlik alanına müdahale etmişti.
Çünkü o bölge ABD ordusunun işgali altındaydı. 
İşte ip burada koptu. 
Türk  Ordusu üzerindeki denetimi elinden kaçırdığını anlayan ABD ateş püskürmeye başladı. 
Amerikan ordu dergilerinde "Türk Generalleri hizadan çıktı" cinsinden haber yorumlar
yayımlandı. 
ABD,  Muavenet gemimizi topa tuttu, askerlerimizi şehit etti. 
Temmuz 2003'de Kuzey Irak'ta  Süleymaniye'de Özel Kuvvetler birliğimizin başına 
"Kürt liderlere suikast yapacaklardı" bahanesi  ile çuval geçirdi. 
ABD  ordusu Nevada Çölü'nde "Binyılın Meydan  Okuması" adı altında Türkiye'yi işgal tatbikatı yaptı. 
Bu tatbikat, ABD tarihinde o güne kadar görülen en kapsamlı  ve en uzun süren tatbikat idi. 
ABD'nin PKK'ya yardımını belgeleyen Org. Eşref Bitlis, uçağı düşürülerek 
şehit edildi. 
Malatya'da ÖKK birliğini taşıyan uçağımız düşürüldü.

Daha sonra, Amerikan ordu dergisinde Türkiye'nin güneydoğusunu da içine alan Büyük Kürdistan haritası  yayımlandı. Belki  anlamayanlar vardır diye İtalya'daki NATO
toplantısında ABD'li subaylar bu haritayı ekrana yansıttı. Türk subayları toplantıyı terk etti.

Böylece ABD, Türk Ordusu'na karşı savaşı fiilen başlattığını alenen açıklamış
oluyordu.
Bundan başka, Milli Güvenlik Kurulu, iç tehdit kavramını değiştirdi. Eskiden solculuk ve komünizm "iç tehdit" olarak görülüyordu.
Şimdi ise "ırkçı milliyetçilik, bölücülük ve irtica" iç tehdit kapsamına alınmıştı.
Yani MGK, Amerika'nın maşası olan akımları iç tehdit kapsamına almıştı. 
Bu durumda, ABD'nin Türk ordusuna karşı savaş ilan etmekten başka bir çaresi  kalmamıştı. 
ÖKK, Gölbaşı'nda kendi yeri ve binası için çalışmaya başladığında da, yolsuzluk iddialarıyla saldırıya uğradı.  Yapısı sivilleşen, içi boşaltılan,  etkisi kısıtlanan Milli Güvenlik Kurulu'nun Toplumsal İlişkiler Başkanlığı'nı ÖKK bünyesine dahil etmek ve ÖKK'nın 2006 yılında tümen seviyesinden kolordu seviyesine çıkarılması 
da ABD'nin kızgınlığını arttırdı.

ÖKK'ya yönelik giderek artan ve karargâhının basılması noktasına kadar varan saldırının en önemli nedenlerinden biri de Org. Büyükanıt'ın Genelkurmay  Başkanlığı döneminde yapılan bir değişiklikti. 
 
Gayrı Nizami Harp tanımını değiştiren ÖKK, tanıma şu ifadeyi ekledi: "Düşmanın fiziki, ekonomik, psikolojik, siyasi vb. işgallerine maruz kalmış bir bölgede işgali ortaya çıkarmak, engellemek ve karşı tedbirleri uygulamak"

Bu ifade yalnızca 50 yıldır NATO aracılığıyla ve Özel Harp Dairesi üzerinden denetlenen TSK'nın yaptığı bir tanım değişikliği değil aynı zamanda yeni sürece ilişkin tehdidin kaynağına yönelik bir  durum saptamasıydı!
ABD, bölge politikalarını TSK'yı "ikna etmeden" hayata geçiremeyeceğinin farkında.
TSK'yı sindirmenin en kritik mevzilerinden biri de Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bayrak dikmek!
Ergenekon saldırısı, ABD'nin Irak  işgali öncesinde başlatıldı.
Beşiktaş Terör Örgütünün kurulmasına, AKP iktidara gelmeden önce  başlanmıştı.Tayyip
Erdoğan bizzat kendisi anlatıyor: (19 Ekim 2008)"Bu işe ben Emniyet'le
başladım. Belirli bir evreye geldikten sonra bunu Savcılığa verdik. Ergenekon soruşturması konusunda yargı ile yakın işbirliği içindeyiz. Bunlar iktidara gelmeden
yaptığımız tespitlerdir." 

Tarih 19 Mart 2002, Ankara ...Amerikan Başkan Yardımcısı Dick Cheney 12 bölge ülkesini ziyaret ettikten sonra Ankara'ya geldi. Morali bozuktu.

Zira Irak'ın işgali için umduğu desteği bulamamıştı. Hemen Köşk'e çıktı. Cumhurbaşkanı Sezer, tüm dünyaya söylediğini bir de ABD'ye söyledi: 
"Uluslararası oydaşma  ararım".
Ardından Başbakanlığa geçti. Ecevit, "İşgale karşıyız" dedi.

Sonra akşam yemeğinde, protokolde olmamasına karşın, ısrarla Genelkurmay
Başkanı Kıvrıkoğlu ile görüştü. O da kesin bir dille tersledi...

Ayrıca Org. Kıvrıkoğlu, ABD işgali öncesinde Kuzey Irak'a girerek bazı bölgelerde
mevzilenme planı yapmıştı. Cheney ertesi sabah yapacağı basın toplantısını iptal etti. Palas pandıras ABD'ye  döndü.

4 Mayıs 2002  Başbakan Ecevit, "bağırsak  rahatsızlığı" nedeniyle hastaneye kaldırıldı...
Aylarca hastanede kaldı... 

Rahşan Ecevit onu adeta hastaneden kaçırmasa Başbakan ölüyordu. 2001 yılında "ekonomiyi kurtarmaya" ABD'den gelen Kemal Derviş, basının karşısına çıkıp 
"siyasal belirsizlik"ten bahsetti. Sonra... 
Devlet Bahçeli, "3 Kasım'da erken  seçim" dedi. 4 ay sonra... Türkiye sandığa gitti. Ve, AKP tek başına iktidara geldi.  ABD, Irak'ın işgaline karşı  çıkan bir askeri - siyasi heyeti birkaç ayda tasfiye etmişti. Hem Ecevit, hem de ABD işgaline karşı planlar yapan Org. Kıvrıkoğlu tasfiye edilmiş, yerlerine ABD saldırısını destekleyen AKP hükümeti ve Org.
Özkök gelmişti.  AKP'nin işbaşına gelmesiyle birlikte  Ergenekon saldırısı da başlamış oldu.

Amerika'ya karşı olan tüm güçler ve Türk ordusu, Ergenekon tezgahı ile saf dışı
bırakılacaklardı. 
Fehmi  Koru, Yeni Şafak'ta yazdı: "Ergenekon'un düğmesine Tayyip Bey ile Bush'un Oval Ofis'teki görüşmesinde basıldı"

ABD'nin ana hedefi 
Öncelikle Kuzey Irak'ta kurulmuş olan Barzani  Devleti'ni Türkiye'nin tanıması ve fiilen 
himayesi altına almasıdır.  Çünkü ABD Irak'tan çekildikten sonra, Irak  Arapları ve İran, Barzani Devleti'ne karşı harekete geçebilirler. 
 
Böylece ABD hem Barzani Devletini emniyete almış olacak, hem de Irak ve İran ile karşı karşıya gelmiş olan Türkiye, ABD'ye daha fazla mahkum hale gelmiş  olacaktır. 

Neden Barzani Devleti ABD için bu kadar önemlidir? Çünkü, Büyük Ortadoğu Projesi'nin ana hedefi  olan Büyük Kürdistan'ın başlangıç noktası Kuzey  Irak'taki Barzani Devletidir. 
 
Irak saldırısının esas amacı da zaten Barzani  Devletinin kurulması idi. 

Barzani Devletinin emniyete alınmasıyla birlikte eş  zamanlı olarak Türkiye'de "Kürt 
Açılımı"
nın tamamlanması gerekmektedir. 

Bu sayede Güneydoğu Anadolu'da özerk bir yapı oluşturulacak ve zaman içinde bu özerk yapı Barzani  Devleti ile şu veya bu biçimde bütünleştirilecektir. 

Bundan sonra, İran ve Suriye'den de parçalar  koparılarak Büyük Kürdistan'ın oluşturulması daha  kolay hale gelecektir. Büyük Kürdistan, İkinci İsrail olacaktır. Yani 
Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya'yı, burada  kuracağı üsler vasıtasıyla kontrol edecek, Büyük  Ortadoğu Planı'nın amacını, yani 24 Müslüman ülkenin rejimlerini ve sınırlarını değiştirmeyi daha  kolay gerçekleştirebilecektir. 

Kilit nokta ÖKK ve  Türk Ordusu  Ama bütün bunları yapmak için, Türk  Ordusu'nun vatanı savunma iradesinin kırılması gerekiyor.
Ergenekon tezgahları ile aynen Endonezya'da  yapıldığı gibi önce Türk ordusunun saygınlığı yok  edilecek.

Türk ordusu, Amerikancı AKP hükümetinin Barzani Devleti'ni tanıma ve himaye altına alma yolunda  attığı adımlara ses çıkaramayacak. 

"Ordu siyasete karışmamalı", "Ne yani, yine darbe mi yapmak istiyorsunuz" suçlamaları  ile susturulacak. Özel Kuvvetler, güneydoğuda kışkırtılacak olan 
bir ayaklanmaya müdahale edemeyecek. 

İşte, son "Arınç suikasti" tertibini de bu açıdan ele alabiliriz. 

Sonuç

Özel Kuvvetler  Komutanlığı'nda yapılan aramalar aynı zamanda, Genelkurmay Başkanının yanına Kuvvet Komutanlarını da alarak Trabzon’da Oruç Reis Fırkateyni’nde yaptığı açıklamalara cevaptır.

Amerika, TSK’nın  Başbuğ’un ağzından yapmak istediği kendini savunma girişimine yeni bir atak ile karşılık  vermiştir. 

Bugünkü durum, Türk  Ordusunun yıllar yılı NATO kontrolüne terk edilmesinin 
bir sonucudur.  ABD, NATO  anlaşmalarına ve yapılanmasına dayanarak içimizdeki
operasyonu yürütebilmektedir. 

Türk  Ordusu’nun NATO içinde kalarak milli niteliğini muhafaza edemeyeceği ve kendisini koruyamayacağı artık son  gelişmelerle bir kez daha kanıtlanmıştır. 

Genelkurmay Başkanlığı, Türk Ordusu’na yönelik asimetrik psikolojik saldırıyı yapanların kim olduğunu açıklayarak milletimizi bilgilendirmelidir.


Toplumsal Haber
06 Şubat 2010 11:47
Bu haber 458 defa okundu



 YORUMLAR
TÜRK MİLLETİ OLARAK, BAŞIMIZA NE TUZAKLAR
kurarlarsa kursunlar asla başaramayacaklar. Bizler gerektiğinde APO'nun küçük diye beğenmediği 11 m2.lik hücresini kendimize ERGENEKON yapar ve oradan çıkmasını da iyi biliriz. Türk'ün 10.000 yıllık genetik kodlarında bu mücedelenin izleri hep var olmuştur. Zaten biz Türklere fazla rahat pek yaramıyor, her tarafımız tutuluyor. 85 yıllık pasımızı atmanın zamanı geliyor da, geçiyor.

Ne zaman patlak vereceğini tam olarak bilemem ama bu küresel kriz zaten bir dünya savaşına gebe. Kıt ekonomik kaynakların yeniden paylaşımı ve yeni bir ekonomik model arayışı bu savaşı tüm dünya çapında zorunlu hale getiriyor. 1. 2. Dünya savaşları öncesi de, büyük devletlerin benzer ekonomik travmaları yaşadığını okuyoruz. Askeri ve ekonomik gücü büyük devletler bu savaşın zamanlamasına karar verecek, ama çok bekleyeceklerini de sanmıyorum. Tahminimce en fazla 3-5 yıl içinde, hem de Ortadoğu coğrafyası üzerinde böyle bir savaşın patlak vereceğini tahmin ediyorum. Eğer böyle bir savaş çıkarsa bazı devletlere ölüm, bazılarına ise yaşam kaynağı olacak.

Yıllardan beri bu ayrılıkçı kürt hareketini ve batı illerimizde Türk insanına yaptıkları eziyetleri üzülerek izliyorum. Bizlerde en fazla 0-1-2 çocuk, bunlarda ise en aşağı 10 dan başlıyor, bazı kürt ailelerde ise 20-30-40'a kadar dayandığını biliyoruz. Hepsi için söyleyemeyeceğim ama, büyük çoğunluğu devletin ve Türk'ün sırtına yapışmış kene gibiler, sadece tüketmesini, bizlere ve Türk Devletine küfretmesini iyi biliyorlar. Bu durumu daha nereye kadar götürebileceğiz? Bu hal böyle devam ettiği sürece en fazla 20-30 yıl sonra nüfus yapısının aleyhimize dramatik olarak değişmesinden dolayı zaten kaybeden durumuna düşeceğiz. Böylesi acı durumlarla karşılaşacağımızı, çoluk çocuğumuza iyi bir gelecek bırakamayacağımızı bildikten sonra, ölümünü bekleyen hastalar gibi, sessizce köşelerde bekleşmenin ne anlamı var ki?

Yazıyı hazırlayan arkadaş iyi çalışmış ve yakın tarihimizi özetlemiş. Kendisine teşekkür ederim. Keşke 20-30 hatta 40-50 yıl sonrası "Türkiye Perspektifi ve biz Türklerin durumu" için de kafa yoran arkadaşlar olsaydı. Saygılarımla...
Gönderen: CERENSOY  /  Tarih: 06 Şubat 2010 10:49

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları ve yazılar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan toplumsalhaber.com sorumlu tutulamaz...


YORUM YAZ
İsim
Başlık
Yorumunuz


BU KATEGORİDE DİĞER HABERLER

   "Neden HAYIR" Sorusuna En İyi Cevap
   Yiğidim...
   Nasıl Eğitiliyorlar?
   KKTC Yaşayacak mı?
   Türk Ordusuna Şıkıdım'ı Söyletmeyin
   Sevr, Yeniden! Dün Yeniden Yaşanıyor
   Anadolu Elindeki Silahı Bırakamaz!..
   Çuval Vakasının Açılım Yüzü
   Açılım değil Menemen’in İntikamı
   Kubilay'ın Şehit Edilip Başının Kesildiği Yerde Astılar
   İşte Dersim Gerçeği
   Provakatif Suikastler
   Bir Şehit Babasının Mektubu
   Tokat'ta 7 Kınalı Kuzu
   Şehidimden Haber Var
   Vatanı Tek Başıma Müdafaa Ederim
   Mektubun Geldi
   Haberin Olsun
   Gençliğe Hitabe'nin 82 Yılı
   Sürüyor

SONDAKİKA HABERLERİ

   Hep Bana, Rab Bana Diye Diye Hukuku Guguk Yaptılar
   Başbakanla Patrik'in Gizli Anlaşması
   ABD, AKP'yi Kürt Devleti İçin Destekliyor
   Sömürü-Sömüren-Sömürge
   Yargısız İnfaza Karşı Ölüm Orucu
   Dersim Cumhuriyeti Hayırlı Olsun
   Evet Derseniz Bu Rezillikler Olacak!
   "Neden HAYIR" Sorusuna En İyi Cevap
   Zor Dönemin Genelkurmay Başkanı
   Zafer Bayramı Kutlu Olsun
   Eski Askerler de Ağlar
   AB'den Destek mi?
   Bölünelim mi? Referandumu!
   Kıyamet Ne Zaman Kopacak Türkiye’de?
   Hesap Vermenin de Sırası Vardır
   Suçluyorum
   Referandumda Hile Olur mu?
   Dünyaya Haykırıyorum ISLAH OLMADIM
   Liboşlara Açık Mektup
   Demokratik Özerklik-Ateşkes ve Referandum!

 

 Rauf R. DENKTAŞ
Oyuna Devam
 Ali ÖZOĞLU
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na
 Hatice BAHTİYAR
Biz Hayat ve İstiklal İsteyen Milletiz
 Av. Serdar ÖZTÜRK
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Açık Mektup
 Hasan DEMİR
Şok İddia: AKP’nin Hedefi MHP’yi Kapatmak!
 Dr.A.Nazmi ÇORA
Türk Ülküsü
 Ali ERALP
Hep Bana, Rab Bana Diye Diye Hukuku Guguk Yaptılar
 İsmail Şefik AYDIN
Hanefi Avcı'nın Kitabı Bir Çığlıktır!
 Şuayip ÖZCAN
Kim Cahil?
 Aytekin GÜLEN
Namus Cephesini Düşürmek
 Fikret GÖKÇE
Bu Vatan Sahipsiz Değil!
 Makbule ÖTÜKEN
B Palanı Tehdit mi Yoksa Kandırmaca mı?
 Emine SÜTÇÜ
Hristofyas Sarayının Yönünü Değişsin
 İsmet KOTAK
Son Anket: Eroğlu %40.1;Talat %27.3
 Yılmaz DİKBAŞ
Türk Ordusu'na İçten Saldırı
 Cumhur UTKU
Bu Günlerde 30 Ağustos 1922 Gününü Anımsamak Gerekiyor
 Nurettin KURTULUŞ
Benden Olanlar ve Benden Olmayanlar!
 Cengiz YÜCAK
Dayan Türkiyem!
 Tahsin ATAİZİ
Son Pişmanlık Neye Yarar
 Mehmet AYCAN
Ateşle Oynamak....
 M. Salih ÖZBEY
Hangi Ülkenin Başbakanı Kalpazanlıkla Suçlanıyor!
 Salih Mehmet ERSOY
CTP +AKEL Koalisyonu Mu!?
 Oğuz Umut ZEREN
BAHAR
 Ahmet GÖKSAN
Uzlaşmazlık Uzlaşısı
 Emin GÜRSES
Dahili Teşkilat, Harici Siyaset
 Ersin TATAR
Ekonomik Tedbirler Kafa Karıştırdı

ÇOK OKUNANLAR
    Sömürü-Sömüren-Sömürge
    Başbakanla Patrik'in Gizli Anlaşması
    Hep Bana, Rab Bana Diye Diye Hukuku Guguk Yaptılar
    ABD, AKP'yi Kürt Devleti İçin Destekliyor

SAYAÇ
Topl. Ziyaretçi: 1.921.815
Çevrimiçi: 148

Piyasalar
İMKB 100
DOLAR 1.6815 YTL
EURO 2.2320 YTL
Toplumsalhaber.com - Tüm hakları saklıdır.   E-Posta: bilgi@toplumsalhaber.com